9 Eylül 2010 Perşembe

Bir Garip Bayram Daha...


Referandum tatlılarımızı yiyip üzerine ösym skandallarını içtiğimiz tuhaf bayram ziyaretlerimiz oldu bu gün. Ağzımdaki buruk tadı ne şeker ne de baklava geçirebildi. Ne söyleyeceğimi bilemiyorum, benim gibi binlerce insanın geleceğiyle oynuyorlar hem de göz göre göre! En kötüsü de bu belirsizlik...

"Akıl -ruh sağlıklarını nasıl koruyabiliyorlar gerçekten merak ediyorum" diyordu bir kaç gün önce izlediğim bir programdaki psikolog kpss'ye giren adaylar için. Bastırıyoruz efendim, olmamış gibi yapıyoruz! kpss puanım beklediğimden 7 puan düşük gelince, acaba batıya atanırmıyım hayalleri kurarken neredeyse atanamayacağım bir puanı görünce savunma mekanizmaları devreye geçiyor ve başlıyor "hayırlısı olsun be Ceren!" bunu o kadar sık tekrarlıyor ki, artık "hayırlısı olsun" lafını söyleyene yumruğu indirmek geliyor içimden.

Ardından binlerce kişinin kopya çektiği hatta soruları fullediği ve standart sapmanın feleğinin bu yüzden şaştığını duyan savunma mekanizması başlıyor bu"kul hakkı yediler be Ceren, zaten burunlarından fitil fitil gelecek"... ama ama 1 yılım gitti, emeklerim gitti! "olsun be Ceren hakkını er geç alırsın, ilahi adalet denen bir şey var, al şu kalemi çiz kendine gel bakim, aferim kızıma resim yap hadi"

Savunma mekanizmasından gelen gazla resim yaparak dünyadan kopuyoruz efendim, öyle bir kopuş ki, ne zaman kalıyor ne mekan...

Millet aldığı ojesinin resmini falan koyuyor bloglarına ben de altta kalmayıp yeni aldığım boyalarımın fotoğrafını koyayım dedim :D Tiner kokusundan rahatsız olan ev halkı yağlı boya çalışmamı oy çoğunluğu ile yasakladı ( ayrı eve çıkmak farz oldu! ) bunun üzerine kuru pastelle çalışmaya karar verdim. Kendisi bildiğimiz tebeşir gibi bir boyadır fakat çok pahalıdır (anlamadım nedenini!) kırtasiyedeki yardımsever elemanlar sayesinde boya reyonunun altını üstüne getirip en hesaplı olanı bulabildik, en kısa zamanda yeni resimlerle karşınızda olacağım ;)

ps. grooveshark'ı yasaklayan zihniyeti kınıyorum!

ps.2 daha önce kpss ile ilgili yazdığım yok şöyle çalışırsak olur böyle yapmalı tarzı zırvalıklarımı dikkate almayınız, o yazıların hepsi geçerliliğini kaybetmiştir!

ps.3 İYİ BAYRAMLAR :)
Devamını Oku

26 Ağustos 2010 Perşembe

Karakalem Portre





Sabahın bu saatinde yeni bitirdim karakalemi. Resimdekiler, üniversiteden dostum; ev arkadaşım( eski :( ) ve müstakbel eniştem :D. Özel bir gün için hazırlanacak bir hediyenin bir parçası bu, çorbada benim de tuzum olsun istedim. İlk defa bu kadar sakin ve detaylara dikkat ederek çalıştım, sanki daha iyi oldu böyle. Peşimden kovalayan yok değil mi ?:D Resmi tarattım fakat yüzdeki gölge ayrıntılarının bir kısmı belli olmuyor nedense :S ve şimdi gözüme bir kaç şey çarptı ... bir kaç düzeltmeden sonra yeniden eklerim belki...




İçindekiler;


- Bir parça kağıt


-Kalem


-müzik





YAPIM AŞAMASI
Devamını Oku

20 Ağustos 2010 Cuma

Believe




...so give me something to believe
cause i am living just to breath
and i need something more
to keep on breathing for
so give me something to believe...

hoş geldin belirsizlik, hoş geldin anlamını yitirmiş zaman, hoş geldin 26...

Devamını Oku

19 Ağustos 2010 Perşembe

Köksüz Gelincikler vol. 2



Daha önce yapmayı planladığım köksüz gelinciklerimi, vakit darlığından yarım saatte uyduruk bir biçimde tuale kusmuştum. Nihayet biraz daha eli yüzü düzgün gelinciklerim oldu. Neden gelincik peki? En uyuz olduğum çiçeklerden biriydi kendisi (çocukken) olur olmadık yerde biter ve kan kırmızı rengiyle hipnotize ediverir insanı. Yağmur, rüzgar vız gelir bu çiçeğe, ta ki bir el kendine değene kadar. O an döküverir yapraklarını ve elinizde bir adet sapla sap gibi kalakalırsınız ortada. Vakti zamanında yapraklarını dökmeden koparmak için bayağı bir gelincik telef etmişliğim var. (evet başaramadım). Şimdi ise uzaktan sevmeyi öğrendim bu garip huylu kırmızı çiçeği .

Gökyüzü neden mavi değil?

Sadece ve sadece kırmızıya dikkat çekmek istiyorum bu yüzden resimde taç yaprakların haricindeki herşey renksiz, siyah ve beyazdan ibaret yani. "Obsessed with red" temasını kullanarak bir kaç tane daha bu tarz ( siyah+beyaz+kırmızı) resimler yapacağım(inş)


Devamını Oku

10 Ağustos 2010 Salı

Martina Cole/ Maura's Game


Yaz tatillerini sevmediğimi söylemiş miydim? :) Tatil dediğin en ideal 3, maksimum 7 gün olmalı. 7 günü aşan tatiller dengesizlik en kötüsü de tembellik yapıyor -bende-. Çok şükür Ramazan nedeniyle tatili erken bitirdim ve şu tatil koşuşturmacası da nihayet son buldu. Bir kitap kapıp -home sweet home- modunda kafa dinleme ve tatilin verdiği yorgunluğu! atma niyetindeyim.
Maura's Game
Maura Ryan was the queen of the criminal underworld when she pulled off the most audacious gold bullion robbery of all time. Since then she's retired from a life of crime to be with the only man she's ever loved. But enemies from her past are closing in and they're about to learn that they sholuld never cross Maura Ryan. The dangerous lady is back and she's as lethal as ever...

Sürükleyici gibi görünüyor, okumaya yeni başlıyorum bittikten sonra yorumum eklenecektir.
Devamını Oku